Ankara escort diye aratınca çoğu kişi kuru bir liste bekler ama bu yazı o listelerden biri değil bu bir bahane hikâyesi bir akşamüstü Kızılayda otobüsten inen birinin şehri yanlış okumasıyla başlayan sonra da kendi bahanelerini bir bir dökmesiyle ilerleyen bir anlatı
O gün yağmur yoktu ama hava ıslakmış gibi kokuyordu asfaltın üzerinde ince bir film vardı insanlar acele ediyordu o da acele ediyordu ama nereye gittiğini tam bilmiyordu telefonda kaydettiği bir not vardı notta tek satır yazıyordu Ankara escort başka hiçbir açıklama yoktu ne bir isim ne bir adres ne bir saat sadece o iki kelime sanki şehir onun için bir şifre bırakmış gibiydi
İlk bahane iş yorgunluğuydu toplantı uzamıştı sunum bozulmuştu müdür masaya kalemi sertçe bırakmıştı o da çıkışta bugün kendime bir şey borçluyum demişti bu cümle kulağa büyük geliyordu ama aslında küçücüktü kendine borç dediği şey net değildi belki yalnızlığa bir ara vermekti belki de kalabalığın içinde kaybolup kimseye hesap vermemekti Ankara escort kelimesi o anda bir kapı gibi duruyordu kapının ardında ne olduğunu bilmiyordu yine de kapıyı itti
İkinci bahane merakıydı merak tehlikelidir çünkü masum görünür sadece bakacağım dedi kendi kendine kimseyle konuşmayacağım sadece şehrin bu tarafını anlayacağım anlamak kelimesi de bir bahaneydi insan anlamaya çalışırken çoğu zaman kaçmak ister o da kaçıyordu evdeki sessizlikten kaçıyordu buzdolabının uğultusundan kaçıyordu gece yarısı açılan televizyon kanallarının boşluğundan kaçıyordu Ankara escort diye düşündüğünde aklına bir yüz gelmiyordu aklına bir ritim geliyordu adımlar korna sesleri metroya binenlerin omuz çarpışması şehrin sürekli çalışan bir makine gibi hissettirmesi
Üçüncü bahane tesadüftü tesadüf yoktur diyenler yanılır tesadüf vardır ama insanlar onu sonradan hikâyeye çevirir o bir kafeye oturdu vitrinden dışarıyı izledi yan masada iki kişi fısıldaşıyordu konuşmalarının bir yerinde Ankara escort geçti belki duymadı belki duydu sanıp kendi kafasını doldurdu yine de o anda bir karar verdi bugün bakacak bugün soracak bugün şehrin bu dilini öğrenecek sonra vazgeçecek en azından öyle sandı
Ankarayı anlatmak kolay değildir çünkü Ankara hem resmi hem yorgundur hem geniş caddeleri vardır hem de dar sokakları hem bürokrasi kokar hem de gece yarısı bir anda yumuşar o da şehri böyle görüyordu gündüzleri sert akşamları kırılgan Ankara escort diye düşündüğünde aklına neonlar gelmiyordu aklına loş bir merdiven boşluğu geliyordu aklına kapı zilinin kısa sesi geliyordu aklına geldiniz mi diye yazılan kısa bir mesaj geliyordu bunlar film sahnesi gibiydi gerçek hayat filmden daha sade olur daha az müzik vardır daha çok bekleme vardır
Dördüncü bahane ben böyle biri değilim cümlesiydi bu cümleyi kuran herkes aslında eşiğe basmıştır eşikte durmak da bir eylemdir o eşikte durdu profil kartlarına baktı fotoğraflara baktı kısa tanıtımlara baktı bazıları aşırı parlaktı bazıları fazla sade bazıları sanki aceleyle yazılmıştı bazılarıysa fazla kusursuzdu kusursuzluk onu ürkütüyordu çünkü kusursuzluk çoğu zaman bir maskedir o maskeleri ayıklamaya çalıştı içinden gerçek olanı ayırt ederim dedi bu da bir bahaneydi ayırt etmek için önce yaklaşmak gerekir yaklaşınca da iş değişir
Beşinci bahane yalnızlık değildi bunu özellikle söylemek istiyordu ben yalnız değilim diye düşündü sadece bugün başka bir şey istiyorum başka bir şey neydi belki konuşmak belki konuşmamak belki birinin karşısında düzgün durmak belki de kendine yakıştıramadığı bir merakı nihayet dilinden düşürmek Ankara escort kelimesini defalarca okudu kelime değişmiyordu ama etrafındaki hava değişiyordu her okuyuşta biraz daha cesaret biraz daha utanç biraz daha bahane birikiyordu
Altıncı bahane zamandı saate baktı erken değildi geç de değildi ara bir saatti ara saatler tehlikelidir çünkü kararlar o aralıklarda gizlenir o da kararını ara saatte verdi bir mesaj yazdı sildi yeniden yazdı yine sildi sonunda kısa bir cümle bıraktı müsait misiniz diye sormadı çünkü sormak onu daha gerçek yapacaktı bunun yerine sadece merhaba yazdı merhaba da bir bahanedir çünkü her şeyi erteleyebilirsiniz merhabadan sonra
Cevap gecikti o gecikme boyunca Kızılayın kalabalığını izledi bir çocuk dondurma yere düşürdü annesi kızmadı sadece elinden tuttu bir adam telefonuna bağırıyordu bir kadın kulaklığını çıkarıp derin nefes aldı şehir yaşamaya devam ediyordu onun bahaneleriyle ilgilenmiyordu Ankara escort diye düşündüğünde ilk kez utandı çünkü utanç da bir aynadır aynada kendine bakan insan bahaneyi daha net görür
Yedinci bahane kontrol duygusuydu her şeyi planlayabileceğini sandı saatini ayarladı rotasını çizdi alternatif bir çıkış kapısı düşündü eğer kötü hissederse kalkıp gideceğini söyledi kendine bu planlar onu güvende hissettirdi ama güvenlik hissi çoğu zaman bir illüzyondur çünkü insan en çok güvende sandığı anda kırılır yine de yürüdü
Yürürken Ankaranın sokakları daha uzun geldi tanımadığı bir caddeye saptı sonra geri döndü bir marketten su aldı suyu bitirene kadar bekledi beklerken bahaneleri sıraya dizdi iş yorgunluğu merak tesadüf ben böyle biri değilim yalnız değilim zaman kontrol hepsi masanın üstünde duran kartlar gibiydi hangisini öne sürersem o kazanacak diye düşündü ama kartların hepsi aynı desteden çıkıyordu
Sekizinci bahane şehirle hesaplaşmaydı Ankara ona hep mesafeli gelmişti İstanbul gibi savrulmuyordu İzmir gibi yumuşamıyordu kendi temposunda ilerliyordu o da bu tempoya uymakta zorlanıyordu Ankara escort fikri bir anda şehri daha yakından dokunulabilir kıldı sanki resmiyeti bir anlığına kırıyordu sanki kurallar biraz gevşiyordu sanki gece başka bir dil konuşuyordu bu dil tehlikeliydi çünkü yeni geliyordu ve yeni gelen her dil insanı kendi içine çeker
Mesajın cevabı geldi kısa ve sade bir cevap vardı nerede olduğunuz sorulmuyordu acele edilmiyordu sadece bir seçenek sunuluyordu o seçeneği okurken kalbi hızlandı kalbin hızlanması da bir bahanedir çünkü beden çoğu zaman zihinden önce karar verir o da bedeninin kararını bahane sanıp onayladı tamam dedi sonra pişman oldu sonra pişmanlığını bastırdı sonra yürümeye devam etti
Dokuzuncu bahane meraktı ama bu sefer daha derindi sadece bakmak değil anlamaktı insanların neden böyle aradığını neden böyle yazdığını neden Ankara escort diye iki kelimeye bu kadar anlam yüklendiğini çözmek istiyordu kelimeler bazen kapı olur bazen ayna bazen de bahane burada üçünü birden taşıyordu kapı çünkü içeri çağırıyordu ayna çünkü kendini gösteriyordu bahane çünkü her şeyi başka bir şeye bağlama imkânı veriyordu
Yolda bir arkadaşını görür gibi oldu omzunu çevirdi yanlış kişiydi rahatladı rahatlamak da onu utandırdı çünkü gizli bir şey yapıyormuş gibi hissediyordu oysa henüz hiçbir şey olmamıştı sadece yürüyordu sadece düşünüyordu sadece Ankara escort kelimesini zihninde çeviriyordu ama gizlilik hissi çoktan başlamıştı gizlilik başladığında hikâye de başlar
Onuncu bahane yarındı yarın unuturum dedi yarın gülerim buna yarın kendime kızarım ama bugün bitirmeden duramam yarın en büyük bahanedir çünkü bugünü harcamayı meşru kılar o da bugünü harcadı caddeyi geçti bir binanın önünde durdu kapı ziline bakmadı önce çünkü bakmak da bir karar olur bakmadan önce nefes aldı sonra baktı sonra yine baktı sonra cebindeki telefonu sıkı tuttu
Beklerken aklına çocukluğu geldi yaz tatillerinde Ankaraya geldiği günler geldi büyüklerin konuştuğu ciddi cümleler geldi o günlerde şehir ona çok büyük görünürdü şimdi de büyüktü ama başka türlü büyüdü şehir büyüdükçe insanın bahaneleri de büyür küçücük bir merak koca bir hikâyeye döner Ankara escort iki kelimeyken şimdi bir akşamın omurgası olmuştu
On birinci bahane dürüstlüktü kendine dürüst olacağına dair söz verdi eğer kötü hissederse gidecekti eğer garip gelirse konuşmayı kesecekti eğer utanç baskın gelirse yarınki haline saygı duyacaktı bu sözler kulağa olgun geliyordu ama aslında korkuyu güzelleştiriyordu korkuyu güzelleştirmek de bir sanattır o sanatı iyi biliyordu çünkü yıllardır bahaneleri cilalıyordu
Kapı açılmadı henüz çünkü o hâlâ dışarıdaydı hâlâ eşikteydi eşik en uzun yerdir insan orada hem içeride hem dışarıda yaşar o da eşikte yaşadı birkaç dakika belki on belki daha fazla zamanı saymadı saymak cesareti bozar diye düşündü bunun yerine Ankaranın gece seslerini dinledi uzaktan bir siren daha uzaktan bir müzik yakından ayak sesleri şehir bahanelerini bilmiyordu şehir sadece akıyordu
On ikinci bahane anlam aramakti her şeyin bir anlamı olmalıydı bu gece boşuna olamazdı bu merak boşuna olamazdı Ankara escort diye not düşmesi boşuna olamazdı anlam aramak insanı bazen kurtarır bazen de daha derin batağa çeker o da anlam ararken kendini daha fazla anlatmaya başladı içinden uzun cümleler kurdu kendini savundu kendini suçladı kendini affetti affetmek de erken geliyordu çünkü henüz affedecek bir şey yapmamıştı sadece düşünmüştü ama düşünmek bazen yapmaktan ağırdır
Sonunda bir karar verdi içeri girmeyecekti en azından o gece içeri girmeyecekti bu da bir bahaneydi belki yarının bahanesinin başlangıcıydı belki de gerçek bir sınırdı bilemedi ama geri döndü caddeye çıktı nefes aldı suyun son yudumunu içti telefona baktı sohbeti açık bıraktı yazmadı da silmedi de ortada bıraktı ortada bırakmak da bir tercihtir çünkü kapanmamış her şey yeniden açılabilir
Eve doğru yürürken Ankarayı yeniden gördü ışıklar aynıydı kalabalık aynıydı ama o aynı değildi çünkü bir eşikten dönmüştü dönmek de bir hikâyedir bazen girmekten daha uzun anlatılır o da anlatılacak bir şey biriktirmişti anlatmasa bile içinde taşıyacaktı Ankara escort kelimesi artık sadece bir arama değildi bir akşamın özetiydi bir yorgunluğun adıydı bir merakın bahanesiydi bir utancın gölgesiydi
On üçüncü bahane yarın işe odaklanmaktı sabah erken kalkacaktı spor yapacaktı mailleri temizleyecekti düzenli biri gibi davranacaktı düzen bazen suçu örtmek için kullanılır o da bunu biliyordu yine de plana tutundu çünkü plansız kalmak daha korkutucuydu eve geldi anahtarı çevirdi ışığı yaktı ayakkabılarını çıkardı telefonu masaya bıraktı ekran bir süre karanlık kaldı sonra bildirim yandı bakmadı bakmamak da bir eylemdir bazen bakmaktan daha güçlüdür
Gece boyunca uykusu bölündü her uyanışında aynı kelimeyi hatırladı Ankara escort sonra başka şeyler hatırladı toplantıyı müdürün yüzünü yan masadaki fısıltıyı merdiven boşuğunu eşikte geçen dakikaları hepsi bir film şeridi gibi geçti ama filmin sonunda kahraman kazanmıyordu sadece yatağa dönüyordu yatağa dönmek de bazen zaferdir çünkü insan her gece kendini yeniden toplar
Sabah olduğunda şehir yine sertti otobüsler yine doluydu insanlar yine acele ediyordu o da acele ediyordu ama cebinde hâlâ o not vardı silmedi çünkü silmek bitirmek demekti bitirmek istemiyordu henüz belki bir gün silecekti belki bir gün tekrar açacaktı belki bir gün o eşikten içeri de bakacaktı ama o sabah sadece yürüdü ve Ankaranın gündüz dilini yeniden öğrendi
On dördüncü bahane hikâyeyi büyütmemekti abartmayacağım dedi kendine büyük anlamlar yüklemeyeceğim sadece olmuş gibi duran bir akşamı taşıyacağım ama insan taşıdıkça büyütür büyüttükçe de yeni bahaneler üretir o da üretti belki aslında sosyolojiydi belki şehri anlamaktı belki insan ilişkilerinin karanlık yüzünü görmekti bu cümleler kulağa entelektüel geliyordu oysa altında basit bir şey vardı merak ve yalnızlığın kısa bir dansı
Öğle arasında bir parkta oturdu güvercinlere baktı bir adam gazete okuyordu bir kadın köpeğini gezdiriyordu hayat sıradandı sıradanlık onu sakinleştirdi sakinleşince de dünün akşamı daha uzak geldi uzaklaşınca daha az utandı utanmayınca da daha dürüst düşünebildi Ankara escort araması bir kaçıştı evet ama kaçış her zaman kötü değildir bazen insan kaçarak neye koştuğunu görür o da koştuğu şeyi henüz net bilmiyordu ama yönünü hissetmişti
Akşama doğru işten çıktı yine Kızılaya indi yine aynı caddeye bakındı ama bu sefer durmadı geçti geçmek de bir karardır bazen en cesur karar girmek değil geçmektir o geçti ve geçerken gülümsedi gülümsemek tuhaf geldi çünkü dün gece gülümsememişti şimdiyse kendi bahanelerine dışarıdan bakabiliyordu dışarıdan bakmak iyileştirir çünkü insan kendini üçüncü şahıs gibi görünce affeder
On beşinci bahane belki de hiç bahanenin olmamasıydı belki sadece bir akşamdı belki sadece bir nottu belki sadece Ankara escort diye yazılmış iki kelimeydi ve o iki kelime bir insanın yorgunluğuna rastlamıştı rastlantılar bazen hikâye olur hikâyeler bazen uyarı olur uyarılar bazen de sadece hatıra olur o hangisi olduğunu bilmiyordu bilmemek de tamamdı çünkü her şeyin adı olmak zorunda değildir
Yine de yazıyı burada bitirmeden önce şunu demek istedi Ankara escort diye arayan herkes aynı şeyi aramaz kimisi merak kimisi kaçış kimisi yalnızlık kimisi kontrol kimisi de sadece bir kapının ardını görmek ister kapının ardı herkese aynı görünmez çünkü herkes kendi bahanesini yanına alıp gelir o da kendi bahanesini yanına almıştı sonra geri bırakmıştı sonra yeniden taşımıştı belki de taşımaya devam edecekti
Gece yine indi şehir yine yumuşadı o yine evdeydi telefon yine masadaydı not yine duruyordu silinmedi çünkü hikâye henüz kapanmamıştı kapanmayan hikâyeler yaşar ve yaşayan her hikâye bir gün yeniden anlatılır belki başka bir akşam belki başka bir bahaneyle belki aynı sokakta belki de hiç olmadan sadece düşünülerek Ankara escort iki kelime olarak kaldı ama o iki kelimenin etrafında bir insanın bütün yorgunluğu birikti
Sabahın erken saatlerinde tekrar kalktı kahve yaptı pencereyi açtı Ankaranın soğuk havası içeri girdi soğukluk onu toparladı toparlanınca dünün eşik sahnesini yeniden kurdu bu sefer daha sakin daha az bahane daha çok kabul vardı kabul şuydu insan bazen bilmediği bir kelimenin peşinden gider peşinden gidince kendini görür kendini görünce de ya içeri girer ya geri döner o geri dönmüştü ama dönüş de bir yoldu ve her yolun kendine göre ağırlığı vardı
Günün sonunda tek bir cümle kaldı içinde Ankara escort diye not düşmek bazen bir arama değil bir itiraftır itiraf da her zaman yüksek sesle olmaz bazen sessizce yürür bazen bir cadde köşesinde bekler bazen de eve dönüp masaya bırakılır masada kalan her not bir gün okunur yeniden ve her yeniden okunuşta başka bir bahane uyanır başka bir gece hatırlanır başka bir eşik görünür
Bu yüzden bu yazı bir liste değil bir bahane hikâyesidir bahaneler biter gibi görünür ama bitmez çünkü şehir bitmez Ankara bitmez yorgunluk bitmez merak bitmez ve iki kelimelik bir not bazen bir ömür boyunca cebinizde kalır Ankara escort diye durur durur durur ta ki bir akşam yine yağmursuz ama ıslak kokan bir havada yeniden açılana kadar