Zeynep balkon kapısını araladı soğuk girdi içeri şehir uzaktan ışıldıyordu Ankara geceyi geniş bırakır o genişlikte insan küçülür küçülünce de kendi sesini daha net duyar sesi ona Ankara escort diye fısıldıyordu çünkü öğleden beri o kelimeyi taşıyordu taşımak yormuştu ilk bahane ayrılığın yıl dönümüydü takvim hatırlatmıştı hatırlatınca göğsü daralmıştı ikinci bahane öfkeydi öfke yalnızlığa dönmüştü üçüncüsü ise merakın tatlı yanıydu tatlı yan bazen en keskinidir ekranı açtı kapattı açtı kapattı bu ritmi dans sandı dans bitince boşluk kaldı boşlukta karar büyür bir profile uzun baktı yüzüne değil duruşuna baktı duruş sakin geldi sakinlik güven gibiydi güven de çoğu zaman umuttur umutla mesaj yazdı yazınca elleri titredi titremeyi kahveye bağladı kahve bahanesi zavallı ama işe yarar cevap gelince gülümsedi gülümsemek tuhaf geldi çünkü dertliyken gülümsemek ihanet gibi hissedilir sonra utandı utancı kabul etti kabul edince daha netleşti bu gece sadece konuşacağım dedi konuşmak da bir eşiktir konuşurken kendini anlattı fazla anlatınca çekildi çekilmek kendini korumaktır karşısı nazik kaldı naziklik onu şaşırttı şaşkınlık yargılarını yumuşattı ama yine de adres sormadı adres sormak somutlar somutlanınca bahane biter Zeynep bahanesini biraz daha yaşamak istedi balkonuna döndü sigara yakmadı sadece nefes aldı Ankara ışıkları aynıydı o aynı değildi çünkü bir kapıyı aralamıştı aralamak girmek değildir ama geri de sayılmaz sabah işe giderken makyajı daha özenli yaptı özen bazen toparlanmak demektir notu sildi bu sefer gerçekten sildi ama zihinden silinmedi Ankara escort kelimesi artık ekranda değil hafızadaydı hafıza daha inatçıdır
Bir yanıt yazın